Dün hayatımın en zor alışverişini yaptım diyebilirim.
İlk defa bir şeyi alırken bu kadar düşündüm ve çok kararsız kaldım.
İlk defa birine bir şey alırken “acaba beğenir mi?” diye çok kaygılandım.
İlk defa aldığım şeyi anlamı çok büyüktü.
Bu heyecanın başı, yeni yıl alışverişi dönemine dayanıyor. Bir son dakika hediyecisi olduğumu biliyorsunuz zaten. Ama Yonca’ya alacağım hediyeyi seçmeyi kesinlikle son dakikaya bırakamazdım. Bu iş için Aralık ayında her gün Kanyon’a gittim diyebiliriz. Saatlerce bütün mağazaları gezdim. Çünkü Yonca’ya çok güzel bir hediye almak istiyordum. Sonunda aradığım hediyeyi buldum ve Yonca’da çok beğendi. “Kendime hediye alsam, bu kadar güzelini alamazdım.” diyecek kadar hem de.
Bu aslında küçük, çok büyütülmeyecek bir detay. Ama ben üzerinde çok düşündüm. Yonca ile birbirini çok seven, zıt olsa da birbirini tamamlayan ve çok iyi anlayan bir çift olduk. O hediyesini açarken gözlerindeki ışıltıyı gördüğüm an karar verdim. O daha o sürprizin neşesiyle sevinirken “Asıl sürpriz, çok yakında” deyiverdim.
Evvelki gün de bu sürprizi hayata geçirmek için işe koyuldum. İşten bir-iki saat erken çıkmak için izin aldım. Çıkmadan önce de Gina’yı arayıp, ertesi gün güzel masalarını bizim için ayırmalarını istedim.
Teknolojik ürünler dışında alışveriş kapasitesi hayli düşük biri olarak, ne alacağım belli olduğu için işim kısmen kolay olur diye düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Çok anlam yükleyince, daha da zorlanıyormuş insan.
Atasay’ın Kanyon’daki mağazasında ne kadar vakit geçirdim, hatırlamıyorum. Ne zormuş yüzük seçmek.
Dün ise hayatımın en mutlu günüydü.
Yonca evlenme teklifimi kabul etti.
Sizler ilk günden beri bu sayfalarda başımızdan geçenleri okudunuz, heyecanlarımıza ortak oldunuz. Mutlu sonla biten bu hikayemizin gizli takipçisi olduğunuz için teşekkür ederiz.
Serkan

Allah tamamına erdirsin, ömer boyu mutluluklar diliyorum…
İnşallah herşey gönlünüzce olur